UA-36062800-1

26 Eylül 2012 Çarşamba

Fenerbahçe-Trabzonspor

     
    Trabzonspor karşısında Marsilya maçı onbirinden tek fark Caner yerine Stoch tercihiydi. Aslına bakarsanız da bu tercih de benim  itirazımın başlıca sebebini oluşturuyor. Stoch'dan ciddi anlamda sıkıldım. Daha önce de defalarca söylediğim gibi; yine korkak, defansif katkı yapmayan, takımdan kopuk görüntüsüyle yer aldı sahada..


    Trabzonspor Mayıs 2011'de ligi zirve ortağı olarak bitiren kadrosundan (Tolga-Serkan, Glowacki, Egemen, Cale-Selçuk, Colman-Burak, Jaja, Engin-Umut) Tolga'nın da sakatlığı ile sebebiyle tek bir kişi bile barındırmayan, yepyeni bir onbirle çıktı sahaya. Artık herkesçe kabul edilmesi gereken de o takımın bu takım olmadığı. 4-1-4-1 şeklinde dizilen takımda, Zokora ön liberoda tek başına yer alırken, önündeki dörtlü (Yasin, Sapara, Alanzinho, Olcan) aynı hizada dizilmişler. Sapara ve Alanzinho ayakları düzgün olan adamlar ve pas trafiğini oldukça olumlu etkiliyorlar. Kanatlardaki Olcan ve Yasin de hem seri hem de topla ilişkileri iyi oyuncular. Ben kendi adıma, gününde olmayan Olcan'a rağmen iyi oynayan yeni solbek Emerson'u beğendim.
Ama Trabzonspor adına en çok beğendiğim oyuncu, geçen yıl doğru dürüst oynatmadan neden kiraya verdiklerini anlayamadığım Marek Sapara idi. Sapara oyun aklı ve yeteneği üst düzey bir oyuncu ve belki de Colman arıza yapmış olmasaydı yine şans bulamayacaktı.

      Fenerbahçe adına da olumlu birşeyler söylemek oldukça zor. Son dönemde alıştığımız gibi oyuncular sorumluluktan kaçmaya, pas almak için çaba sarf etmemeye devam ediyorlar. Bu oyuncuların da en başında her zamanki gibi Cristian-Stoch ikilisi geliyor. Son maçta Mehmet Topuz da bunlara eklenmiş gibi göründü. İleride Sow güçsüz görünürken, takımın kondüsyon sıkıntısı olduğu konusundaki yaygın fikire ben de katılıyorum.

      Az önce de belirttiğim gibi oyuncuların sorumluluktan kaçması, kenarlardaki Topuz ve Stoch'un etkisizliği, bir de bozuk zeminle birleşince hızlı pas trafiği hiç bir şekilde sağlanamadı. Bu da doğal olarak rakip defans dengesini bozamamak ve pozisyon kısırlığı olarak karşılık buldu. Gökhan ve Hasan Ali topsuz koşular yapsalar da önlerindeki oyuncuların destek olmamaları, çabalarının sonuçsuz kalmasına neden oldu. Kuyt ve Krasic'in dönmeleri mutlaka ki, topu ileriye taşımak konusunda zorlanan takıma ciddi anlamda katkı yapacaktır. Fakat yine de umarsız oynayan oyuncuların dinlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Öyle ki top almak için en istekli oyuncu, 85'te giren Recep Niyaz'dı. Belki de gerçekten gençler daha fazla süre almalılar bu takımda. Dünya umurunda olmayan Cris, korkak Stoch ve Aykut Kocaman üzerinden takımı yıpratma sürecinde saklanmaya başlayan Mehmet Topuz onbir dışında kalmalılar.

  
  İlk yarıda  organize bir görüntü çizmese de birkaç pozisyon buldu Fenerbahçe. Sow, Mehmet Topuz ve Alex'le yakaladıkları fırsatı değerlendiremeyen takımda, Alex'in girdiği pozisyonları değerlendirememesine de alışmaya başlamanın şaşkınlığını yaşıyorum.Bir topu direkten dönen Alex, bildiğimiz Alex iken bu pozisyonların en az birini filelerle buluşturuyordu. Yine de kanatları iyi kapatıp, Fenerbahçe'yi göbekten oynamaya mecbur bırakan Trabzon karşısında yakalanan kısıtlı gol pozisyonlarında başrol oyuncusu olduğunu söylemeliyim. Trabzonspor da ilk yarıda  Sapara'nın direkte başlayan füzesi ve Olcan'la değerlendiremedikleri bir pozisyonla birlikte,  iki  ciddi gol fırsatını değerlendiremedi.

   
    Fenerbahçe 2. yarıya da tutuk başlarken Trabzonspor da daha etkili başladığı ikinci yarının başlarında girdiği pozisyonları değerlendiremedi. 
59. dakikada günün başarılı ismi Sol Bamba'nın Sow'a arkadan yaptığı faul kesinlikle penaltı gerektiriyordu. Fakat Fırat Aydınus umursamadı. 60. dakikadan sonra Fenerbahçe biraz toparlansa da etkili olamazken,maçın son anlarında, ani ataklarla önemli pozisyonlar yakalayan Trabzon'da Olcan iki yüzde yüzlük pozisyonu değerlendiremeyerek, takımını mutlak galibiyetten etti. Maç başladığı gibi bitti.(0-0)

      Maç sonu ''Aykut İstifa'' diye bağıran bir grup bayan taraftar, Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım'ı yıpratmak için, medya kullanılarak yapılan sistematik çalışmaların ne denli etkili olduğunu gözler önüne seriyordu. Elbette takım iyi durumda değil, ama bu tip yersiz-zamansız tepkilerin de Fenerbahçe'ye daha da fazla zarar vereceğini unutmamak gerekiyor.


    
    
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder